12 Eylül 2012

iPhone 5 almayı düşünüyorsanız dikkat!

iPhone 5 almayı düşünüyorsanız dikkat!

iPhone 5 almayı düşünüyorsanız dikkat! - Yeni haber

Eğer iPhone 5 almayı düşünüyorsanız ve bunun için Türkiye'de çıkmasını beklemeyecekseniz ne yazık ki sizi oldukça karışık bir süreç bekliyor.

Öncelikle bu yeni iPhone'u yurt dışından almış almaya karar verdiyseniz hangi ülkeden almak istediğinize karar vermeniz gerekecek. iPhone 5 çok büyük ihtimalle 21 Eylül'de Amerika'da ve Eylül sonunda ise birçok Avrupa ülkesinde satışa çıkacak. Mümkünse iPhone'ları ABD'den almak lazım, çünkü iPhone'ların en ucuz satıldığı ülke her zaman ABD oluyor. Tabi asıl problemler sadece iPhone 5 almak isteyenler için değil, yurt dışından telefon getirmeyi planlayan herkes için bu noktadan sonra başlıyor.

Küçük bir hatırlatma: Dünyanın herhangi başka bir ülkesinden kilitsiz (unlock) iPhone satın alırsanız, Türkiye'de çalışacaktır. iPhone hafıza (HDD) faklılıkları dışında üniversal ve Amerika dahil her yerde aynı. Ve ülkemizde kullanılan GSM teknolojisine uyumlu.

Telefonu bir şekilde getirdikten sonra pasaporta kayıt ettirme eziyetine maruz kalıyoruz. Ancak her iki senede bir yurt dışından döndükten sonra 1 ay içinde yeni bir telefonu pasaportumuza yazdırıp Türkiye'de kullanabiliyoruz. Ya kendiniz yurt dışından döndükten sonra ya da yurt dışına çıkan bir tanıdığınızın pasaportuna telefonunuzu kayıt ettirmeniz gerekiyor. Bu işlem bile geçen seneye göre daha da zahmetli bir hale geldi. Artık yurt dışından telefon getirdiğimizde kayıt işlemleri esnasında, diğer gerekli belgelerle birlikte 100 TL'lik vergi harcının yatırıldığına dair, üzerinde pasaport sahibinin kimlik numarası veya pasaport seri numarası ile ad, soy ad ve yeni telefonun IMEI numarası yazılmış olan vergi dairelerinden alınmış belgenin aslının da başvuru yapan kişi tarafından sunulması gerekiyor. Ayrıca kaydı yapan operatörün aldığı 15-20 TL civarındaki kayıt ücreti buna dahil değil.

Telefonu getirdiniz, kaydını yaptırdınız ama iPhone 5 ile beraber karşımıza yepyeni bir sorun daha çıkıyor. Yeni iPhone nano sim kart ile çalışacak. Yani iPhone 4 ve 4S'lerdeki mikro sim karttan daha küçük. Nano sim kartın ilk bakışta mikro sim kartın plastik kısmının tamamen kesilmiş hali olduğu düşünülse de, aslında farklılıklar var. Hem kalınlık olarak hem de metal kısmında bazı farklılıklar söz konusu. Normal bir sim kartı ya da mikro sim kartı keserek nano sim karta dönüştürmek ne yazık ki pek mümkün gözükmüyor! iPhone 5'in resmi olarak Türkiye'de satışa sunulması iyimser bir tahminle Kasım belki hatta Aralık'ı bulabilir. Yani bu zamana kadar ülkemizdeki operatörlerin nano sim kart üretiyor olmasını beklemek hayalcilikten öteye gitmez gibi gözüküyor!

Bu nedenlerden dolayı yurt dışından iPhone 5 getirmek özellikle ilk çıktığı aylarda pek de mantıklı gözükmüyor.

samanyoluhaber

1 Ağustos 2012

Esnek ekranlar geleceğin teknolojisi

Giderek küçülen ve incelen elektronik aletler şimdi de esnek ekranlarla donanıyor. Görünüşe bakılırsa geleceğin teknolojileri esneklikle şekillenecek.

Hatırlarsınız; bir zamanlar teknolojinin en incesi, en hafifi en, küçüğü makbuldü. Sonra büyük ve sağlam yapılı akıllı telefonlar, tabletler piyasaya çıktı, böylece işlevsellik boyut ve ağrılık avantajının önüne geçti. Peki ya bu işlevsel teknoloji aynı zamanda ince ve hafif olsaydı?
Günümüz teknolojilerinde görsellik hiç şüphesiz ki her şeyden önemli. Teknolojik ürünlerdeki büyümenin en önemli sebebi ekranların büyümesi. Bir sonraki nesil iPhone'un şimdikilerden büyük olacağı neredeyse kesinleşti. Zaten rakiplerinin bazıları halihazırda dev ekranlara sahip; yeni modellerin eğilimi de büyüme yönünde. Tabii ki daha büyük ekran daha büyük güç tüketimi demek. LED teknolojisi ekranları inceltip güç tüketimini düşürse de belki bugün için değil ama yakın gelecek için daha ince ve "esnek" bir teknolojiye ihtiyaç var. Elbette bu ekranlar, aynı zamanda sağlam da olmalı.
Esnek OLED (Flexible OLED) ekran teknolojisi tüm bu beklentileri karşılayabilecek ve bugünkü mobil ekranların yerini alabilecek bir yenilik. Standart OLED ekranların aksine cam değil, plastik malzeme üzerine inşa edilen Esnek OLED ekranlar belli sınırlara kadar rahatlıkla eğilip bükülebiliyor. Plastik malzeme standart cama göre çok daha hafif ve ince. Aynı zamanda kırılgan değil ve olası darbelere de dayanıklı.

Öyle görünüyor ki yakın geleceğin tabletleri ve akıllı telefonları Esnek OLED ekranlar kullanacak. Sony, LG, Samsung, Nokia gibi teknoloji devleri bu teknolojiyi günlük kullanıma adapte etme konusunda bir hayli yol aldılar. Muhtemelen bir ya da iki sene içinde ilk esnek ekranlı mobil aygıtları elimizde tutabileceğiz.
Tabletlerin pabucu dama atılıyor: Dijital esneklik gazete ve dergi okuma alışkanlıklarımızı değiştirecek. Süreli yayınlar baskı maliyeti olmadan günlük içeriklerini kolayca güncelleyebilecek, sayfalarında etkileşimli ilanlara yer verebilecek ve okuyucuyla anında birebir iletişime geçebilecek. Güncel içerikler, alıştığımız gazete ve dergi formatında, geniş kitlelere daha kolay ulaşacak. Evet, bu yenilikleri -en azından bir kısmını- sağlayan tabletler ve içerikler bugün de var ama Esnek OLED, tabletlerdeki rahatsızlık verici sabit ekran zorunluluğunun ve ergonomik uyumsuzluğun önüne geçecek.
Esnek ekranlar geleceğin teknolojilerine ve dolayısıyla bilgi iletim yöntemlerine şekil verecek. Bunun günlük hayatımıza ne kadar etki edeceğini ise bekleyip göreceğiz.

kaynak
http://www.veteknoloji.com

Otomobiller internet üzerinden cep telefonu aracılığıyla park edilebilecek

Bosch Türkiye Temsilcisi Steven Young, 2015 yılından sonra araçların internet üzerinden cep telefonu aracılığıyla park edilebileceğini açıkladı. Young, 2008'de başlattıkları çalışmalarla 200 milyon euroluk yatırımla hayata geçirecekleri 'yakıtta yüzde 30'luk tasarruf sistemi'yle benzinli araçlara olan talebin artacağını söyledi.

Avrupa'daki ekonomik daralmaya dikkat çeken Young, "Hızlı iniş ve çıkışlara bütün tesislerimizle hazırız. Önemli olan yumurtaları tek sepete koymamak lazım. Daralan Avrupa yerine yeni pazarlar gerekir." dedi. Bosch Türkiye Temsilcisi Steven Young, aslen Avustralyalı olduğunu, annesinin Türk olması sebebiyle Türkçeyi çok kısa sürede iyi derecede konuşabildiğini söyledi. İki çocuk babası olduğunu anlatan Young, Türk mutfağıyla da yakından ilgilendiğini, sık sık gardrop değiştirdiğini anlattı.

Bosch'un teknoloji ve hizmetler alanında dünyanın önde gelen tedarikçilerinden birisi olduğunu belirten Young, otomotiv teknolojileri, sanayi teknolojileri, dayanıklı tüketim malları ve bina teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren şirketin 2011 mali yılında 302 bin 500 çalışanıyla 51,5 milyar euro tutarında ciro gerçekleştirdiğini kaydetti. Young, 2012-2013 dönemi için 300 milyon euroluk yatırım planı yaptıklarını ifade etti.

TASARRUFLU BENZİNLİ MOTORLAR 2013'TE YOLLARDA
Gelişen teknolojilerle içten yanmalı motorların gittikçe küçüleceğini, 4 silindirli araçların 3 silindire ineceğini söyleyen Young, sistem sayesinde benzinli araçların çevreye daha az zarar vereceğini kaydetti.

Bosch'un otomotiv iş kolundaki planlarını, 2020 yılında üretilecek 115 milyon araçtan yüzde 10'unun hibrid ve elektrikli, geri kalanının içten yanmalı araç olacağı öngörüsüyle şekillendirdiğini anlatan Young şöyle devam etti: "Dizel ve benzinli araçlarda yakıt tüketimini ortalama yüzde 30 düşürmek için çalışıyoruz. Bosch'un geliştirdiği teknoloji sayesinde motorlar giderek daha kompakt bir hale gelmekte ve artık çok daha verimli çalışacak. Böylece güçten ve konfordan ödün vermeden yakıt tüketimi, dolayısıyla da karbon emisyonu azalacak. İçten yanmalı motorlar için Bosch'un geliştirmekte olduğu teknoloji sayesinde bir benzinli motor 100 kilometrede 5,5 litre tüketir hale gelecek, dizel motorlarda ise bu rakam 3,6 litreye kadar inecek. Özetle bugünün standart motorlarına oranla yakıt tüketimi ortalama yüzde 30 azalacaktır. Biz 19 ayrı otomobil firmasıyla çalışıyoruz. Tasarruf sistemiyle alakalı Mercedes'le de görüşmelerimiz sürüyor. Ama yakıtta yüzde 30 tasarruf sağlayan sistemlerimiz 2013'te yollarda olacak. Bu projeye 200 milyon euro ayırdık."

Araç güvenliğinin önemli bir unsur olduğuna işaret eden Young, elektromobilite konusunda her sene gittikçe yol aldıklarına işaret etti. Bosch olarak 13 farklı markayla çalıştıklarını ve yılda bu alanda 400 milyon euro yatırım yaptıklarını vurgulayan Young, yeni projelerin insan hayatını kolaylaştıracağını dile getirdi.

SENSÖRLER ARACI HER AN DURDURACAK GİBİ MESAFEYİ KOLLUYOR
Fren sistemlerinin güvenlik sistemleri için olmazsa olmazı olacağını anlatan Young şunları kaydetti: "ABS, hava yastıkları olarak bunları ayırabiliriz. İyi fren sistemi bir aracı olabildikçe güvenli olması için yeterli değil. İyi fren sistemi vazgeçilmezdir. Bir saniye bile önemli. Aracın üzerindeki algılayıcılar öndeki araçla mesafeyi hep görebilecek sistemler yaygınlaşıyor.

Şoför görmezse kendisi müdahale ediyor. Ancak biz bunu radar ve sensör teknolojisi ile birleştirirsek daha da güvenli hale getiriyoruz. Şoförü destekleyici bir sistem. Tamamen durdurma söz konusu değil. 300 metreye kadar mesafeyi algılayabiliyor. Sistemi devre içinde tuttuğumuz durumda öndeki araçla mesafeyi sağlıyor. Acil durumda durabilecek mesafeyi hesaplıyor. Sürekli sizin anlık hızınızı güncelliyor. Dolayısıyla otomatik olarak tam durduracak gibi mesafeyi kolluyor. Bu sensörler sayesinde araçlarda güvenlik sistemlerini devrede tutuyoruz."

ARACA YAKLAŞAN CANLIYI HABER VERECEK
Şirket olarak‚ 'sensör diyarı' adını verdikleri kampüste yeni güvenlik ve konfor teknolojileri üzerinde çalıştıklarını belirten Young, önümüzdeki yıllarda yeni ürünlerin piyasada satılacağını kaydetti. Şehir dışında orman yollarında sürücülerin yoldan geçen hayvanları görmekte zorlandığını vurgulayan Young, şu bilgileri verdi: "Canlıları görmek zordur. Bu sensör sayesinde araç içinde sürücüyü uyandırabiliyor. Canlının yerini size söylüyor. Isı nereden geliyorsa yerini ona göre belirliyor. Sürücüde yorgunluk durumu olabilir. Araç düz gitmiyor artık ve kendiliğinden sağ sol yapıyor. Araç bunu algılayabiliyor. Sürücüyü uyandırmak için alarm sinyali veriyor. Ya da direksiyonda titrettirme sağlıyor. Şu anda sistem yarı otomatik. 2015'te tam otomatik olacak. Muhtelif araçlarda bu sistem var."

CEP TELEFONUNA BASIP, ARACI PARK EDEBİLECEKSİNİZ
İnternet üzerinden akıllı telefonlarla aracı kontrol etme özelliğini 2015 yılından sonra oluşturacaklarını söyleyen Young, artık sürücülerin park konusunda sıkıntı yaşamayacaklarına vurgu yaptı. Steven Young şöyle konuştu: "Akıllı iletişim cihazlarıyla bunu araca yaptırabilecek hale getireceğiz. Bu da insana keyif verici bir yolculuk sağlayacak. 2015'ten sonra bu sistem faaliyete geçecek. Hayatımızın bir gerçeği internettir. Genç araç sahipleri için sosyal medyayı da birleştirirsek araç ve internet ayrılamaz bir bütün haline gelecek. İnternet üzerinden cep telefonu ile park var bu sistemde. Aracınızı park etmek için bulunduğu yerden çıkarabileceksiniz. Cep telefonunun tuşuna basarak araç kendini park edecek. Motoru kapatacak ve kapılarını kilitleyecek. 2015'ten sonra bunu Bosch üretecek. Sıfır kaza hedefine her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz. Önümüzdeki 20 yıl içinde teknolojik gelişmeler otonom sürüşü olanaklı hale gelecek. Bunun anahtarı sürücü destek sistemlerinin genişletilmesinde yatmaktadır. Bosch'ta dünyada hâlihazırda bu tür sistemlerle ilgili olarak 600 mühendis çalışmakta. Otonom sürüş ilk önce park etme ve dur-kalk, trafik gibi münferit durumlarda kurulacak olup, gelecek nesil araçlar yüksek hızlarda işleyebilen sistemler de içerecektir."

DÜNYADAKİ HER 5 DİZEL ARAÇTAN BİRİNİN ENJEKTÖRÜ BURSA'DA ÜRETİLİYOR
Bursa fabrikasının Bosch Türkiye'nin 'amiral gemisi' olduğunu belirten Yougn, 6 bin kişinin çalıştığı fabrikada üretilen enjentörlerin dünyaya satıldığını aktardı.

Dünyadaki her 5 dizel araçtan birinin enjektörünün Bursa'da üretildiğini belirten Young, şu bilgileri verdi: "Yakıt tüketimini yüzde 30'a indiren teknoloji üretimini Bursa'dan sağlıyoruz. Bursa fabrikası, bugün ulaşmış olduğu üretim gücü ve kalite anlayışıyla yakıt tüketimini ortalama yüzde 30 azaltacak teknolojinin çok önemli bir parçası haline gelmiş bulunmakta. Bu doğrultuda, benzin enjektörleri üretiminde kapasite artırımı yapılmaktadır. Dizelde ise yeni nesil ürünler devreye alınmıştır. 2012-2013 döneminde hayata geçirilmesi hedeflenen yaklaşık 300 milyon euroluk yatırımın büyük bir bölümü bu sistemlere yöneliktir. Benzinli motorlarda kullanılan benzin püskürtme enjeksiyonları, Bosch'un ikinci jenerasyon benzinli motorlarda kullanılan püskürtme enjektör sistemlerinin önemli bir bileşenidir. Bu sistemler yanmayı daha etkin hale getirerek, motorun verimliliğini artırmaktadır."

Bosch olarak Türkiye'nin 2023 hedeflerine birlikte gitmek istediklerini belirten Young, Avrupa'daki gelişmelerden kendilerini muaf tutamayacaklarını dile getirdi. İniş ve çıkışlara her zaman hazırlıklı olduklarını vurgulayan Young şöyle devam etti: "İhracatlarımıza, ithalatımıza ve ticaret ortaklarımıza bakarsanız Avrupa hala ticaretimizin iş ortağı. Biz ne kadar çabuk ülke olarak, sanayici olarak, bu alanı yumurtaları tek sepete koymayıp da diğer kıtalarla iş birliği yaparsak bu kıtadaki değişikliklerden daha az etkileniriz. Bu ülkelerin radarındadır. Türkiye'de üretim yapma şartlarını artık benimsedik. İnişler için de hazırız. Ani çıkışlar için de hazırız. Bu 2009-2010 geçişinde oldu. 2011'de oldu. 2010'da indiğimiz kadar bir çıkış başladı. Bu firmalar için oldukça zor yönetilebilecek bir süreç. Daralmak ve küçülmek daha kolay. Çıkışa ayak uydurmak daha zor. Bunu başardık. Bütün tesislerimizde iniş ve çıkış değişikliklerine hazırız. Türkiye, sanayide özellikle daha yüksek nitelikli ürün üretiyor olması lazım. Bu yola çıktık. Makine imalatında ve otomotivde muhtelif sektörlerde var. Ucuz üretelim, ucuz satalım mantığından uzaklaşmalıyız. Makul maliyetlerle iyiyi üretmemiz gerekiyor. Bunu gelişmiş pazarlara satıyor olabilmemiz lazım. Biz şirket olarak ciromuzun yüzde 8'ini Ar-Ge'ye ayırıyoruz. Ülke olarak yüzde 3 Ar-Ge bütçesini belki oluşturamayabiliriz, yüzde 2 oluşturabiliriz. Bu da güzel bir gelişme. Daha yüksek teknolojili ürünler tasarlamamız gerek. Bu, yeni pazarlarda, Avrupa'daki inişlerden çok daha az etkilenmemizi sağlıyor."

CİHAN